Talat Halman’ın yazısı
3 Mart 2006Talat Halman’ın 23 Temmuz 2000 tarihinde Milliyet‘te yayımlanan “de-ki-mi belası” başlıklı yazısını okumak için tıklayın.

Talat Halman’ın 23 Temmuz 2000 tarihinde Milliyet‘te yayımlanan “de-ki-mi belası” başlıklı yazısını okumak için tıklayın.
11 Mayıs, 2006 6:26
Talat Bey’in böyle bir kuralın kalkmasını istediğini düşünmüyorum ama eğer öyleyse de böyle bir düşünceye karşıyım.Nasıl ki başımız ağrıyor diye başımızı kesmiyorsak,insanlar kurala uymuyor diye de o kuralı kaldıramayız.Önemli olan başımızın ağrısına çare olacak ilaçları bulmaya çalışmaktır.
5 Haziran, 2006 8:48
Büyük Türk Edebiyatçısı ve de Türkiye’nin haklı gururu Talat Halman’ın bir zamanlar Doğan Hızlan’ın düştüğü hatalara düşeceğine, verdiği yanlış yönlendirmelere boyun eğeceğine elbette ki ihtimal verilemez. Prof. Dr. Talat Halman 23 Temmuz 2000 tarihli yazısında yergi yapmaktadır.
Dilimize fütursuzca “Neden Türkçe’de Q, W, ve X harfleri yok?” diye saldırıldığı bugünlerde, Türkçe Dilbilgisi’nden ödün vermek düşünülemez, böyle düşünenlerin ardına sığınacakları “Globalleşelim, güzelleşelim” veya “Ama Web’de yok ki…” türünden bahaneler, bunları dillendirenlerin yüzüne bir Osmanlı şamarı gibi çarpılmalıdır.
5 Haziran, 2006 11:19
Peki ya Talat Bey’in ‘Türkiyede’ lerine ne demeli?
Kesme işaretini de mi kaldırıyoruz hazır başlamışken?
UYARI : Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türkiyede, Türklerin, Avrupalılaşmak, Hollandalıdan. (bkz. http://www.tdk.gov.tr/yazim/kurallar.htm)
6 Haziran, 2006 6:32
Bir an için korkuttunuz beni.
http://www.tdk.gov.tr/yazim/kurallar.htm
konu: Kesme İşareti (’)
madde: 1-d
Kıta, deniz, nehir, göl, dağ, boğaz, geçit, yayla; ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, bulvar, cadde, sokak vb. coğrafyayla ilgili yer adları: Asya’nın, Marmara Denizi’nden, Akdeniz’i, Meriç Nehri’ne, Van Gölü’ne, Ağrı Dağı’nın, Çanakkale Boğazı’nın, Zigana Geçidi’nden, Uzunyayla’ya, Türkiye’dir, İç Anadolu’da, Doğu Anadolu’ya, Ankara’ymış, Sungurlu’ya, Ziya Gökalp Bulvarı’ndan, Yıldız Mahallesi’ne, Taksim Meydanı’ndan, Reşat Nuri Sokağı’na.
Sanırım madde h’nin ikinci uyarısıyla karıştırdınız.
Yapım eki ve çekim eki farkını da mı tartışmaya başlayacağız? Eyvah!!!
22 Eylül, 2006 11:30
Hem dılın canlı oldugunu savunur hemde bu kuralların sıkı sıkıya takıpcısı olursunuz.. Bence sacmalık.. Aslına bakarsanız kı-mı-de ayrı yazılmıs, bıtısık yazılmıs hıc bır onemı yok.. Onemlı olan benım derdımı anlayabılıyor musunuz, anlayamıyor musunuz?
Not: Dıkkat edersenız yukardakı yazıda “ı” dısında turkceye ozgu hıc bır karakter kullanmadım.. Buna ragmen ne soyledıgımı anladınız.. Yanı bu kadar kasmayın ve ısın kural kısmını TDK’ya, bu ısı yapmakla mukellef dıger kurumlara bırakın..
Zaten, sız her ne yaparsanız yapın bundan 150 yıl sonra konusacagımız turkce, bu turkce olmayacak..
9 Nisan, 2007 8:31
Bir ırmakta iki kez yıkanılmaz evet. Ama o ırmakta iki kez yıkanılmaz diye o ırmağa insanlar halen evet evet tam da belki sizin mantalitenizle atıklarını akıtmakta. Tam da en zehirlisinden. İkinci, üçüncü ve dördüncü yıkanışlarınızdan sonra arkası pek kolay gelmeyecek. Ve çünkü siz çoktan kanser olmuş canavarlaşmış ve insanlıktan çıkmış olacaksınız, mezarınızda belki birileri el fatiha okuyacak. Geçmiş olsun. Bu da dilin kirliliğine bir örnek ne de olsa değil mi sayın okur-yazar (!)
21 Ekim, 2007 11:02
Kesinlikle katılmıyorum.Bunlar dilimizi güzel kılan şeyler.Ayırt edemeyenler de kendilerinden utanmalı..